|
Milyonlarca kişiyi her açıdan ilgilendiren ÖSS, belli yönleriyle toplum tarafından kurcalanıyor: Sınava kaç kişi katıldı? Kaç kişi açıkta kaldı? En başarılı kentler hangileri?.... Ne var ki, sınav sorularının içeriği ve biçimi söz konusu olduğunda, dershanelerin dışında ses getiren doğru dürüst bir akademik tepkiyi göremiyoruz. Doğrusu birkaçı dışında, ilgili profesörlerden de pek ses çıkmıyor!Prof.Dr.Celal Şengör ile Prof.Dr.M.Kadıoğlu’nun coğrafya sorularına ilişkin sızlanmaları hatırlardadır. Prof.Dr.Celal Şengör gibi donanımını dünyaya onaylatan biri ses getirmiyorsa benim gibi son 20 yıldır da bu ülkenin en büyük dershanelerinde çalışan bir felsefe öğretmeninin deneyim açısından ne önemi var! Yeni Adana gazetesinde Prof.Dr.Uluğ Nutku’nun ilginç bir saptaması vardı. Diyor ki: “ÖSS soruları yanlışlarla dolu. Yanlış sorunun doğru cevabı olmaz. 1973’den beri sorulan bütün felsefe sorularını inceledim. Şöyle oranlar çıktı: %20 soru yanlış, %40 doğru olarak gösterilen seçenek yanlış, geri kalan %40 isabetlidir. Bu bir skandaldır. ÖSS, anonim (isimsiz) olmaktan çıkarılmalıdır. Soruları hazırlayanlar sonradan açıklanmalıdır”. Son yıllarda felsefe grubu soruları hem içerik hem biçim hem de alan açısından bir tuhaflık içeriyor. Örneğin, 2007 de ki soru: “Sınır Tanımaz Doktorlar Örgütü’nün açıklamalarına göre, ilaç araştırmaları, genelde, büyük ilaç firmaları tarafından finanse edilmektedir. Finansal kaynakların çoğu, az sayıda kişinin kullanacağı ilaçlarla ilgili araştırmalara ayrılmaktadır. Her ne kadar bu ilaçlar da insanlar için yararlı olsa da etik açıdan rahatsız edici bir durum söz konusudur.
Parçada sözü edilen rahatsız edici durum aşağıdakilerden hangisidir?A)Bilimsel araştırmadan ticari yarar beklenmesi B)Bilimsel çalışmalara finansal kaynak ayrılması C)Bilimsel çalışmaların uzman olmayan kişilerce yürütülmesi D)Bilimsel araştırma sonuçlarının gündelik yaşama uygulanması E)Bilimsel araştırmaların gizlilik içinde yürütülmesi”
Sizce bu soru bir felsefe mi, sosyoloji mi, psikoloji mi yoksa mantık sorusu mudur? Bilin bakalım ne sorusu? Bu bir sosyoloji sorusu olarak sorulmuş. Aslında bu soru bu haliyle daha çok bir felsefe sorusu kurulumundadır. Üstelik, her seçenekte boşuna tekrar edilen “bilimsel araştırma-çalışma” terimlerini soru yönlendirme içerisinde kullanılsaydı, bu kadar tekrara da gerek kalmazdı. Bence bu soruları hazırlayanlar ÖSYM’nin Prof.Dr.Durmuş Ali Özçelik tarafından hazırlanan “Test Hazırlama Kılavuzu” adlı eseri okumuş olsalardı, test sorusu yazılımında daha titiz olurlardı. Gelelim mantık sorularına:
1- 2006 ÖSS’de 26.ncı çıkarım sorusu. Doğru yanıt olarak A seçeneği şöyle ifade edilmiştir: “ÖNCÜLLERİN VE SONUCUN DEĞİLİNİN AYNI ANDA DOĞRU DEĞER ALMAMASI” Çok yanlış bir ifade; çünkü “ÖNCÜLLERİN VE SONUCUN DEĞİLİ” denildiğinde hem öncüller hem de sonuç değillenir. Halbuki bir çıkarımın “dolaylı kanıtlama yolu “ ile denetlenmesinde ÖNCÜLLER DEĞİLLENMEZ, SONUÇ DEĞİLLENİR. O halde doğru ifade : ÖNCÜLLER AYNEN YAZILIP, SONUÇ İSE DEĞİLLENDİĞİNDE” şeklinde olmalıydı. (Soruyu düzenleyenler Türkçe öğretmenlerine sorsunlar!)
2- 2007 ÖSS’de 26.ncı soru: Bilgi yanlışlığıyla ilgili bir soruydu. Uyarılarımız üzerine iptal edildiği için sorun kalmadı. 3- 2007 ÖSS’de kurgulanan kıyas sorusunda istenen öncül yerine oturtulduğunda karşımıza şöyle bir kıyas (dedüksiyon) çıkar: l.öncül.------- “BÜTÜN AÇLIK ÇEKENLERE YARDIM EDİLMELİDİR ll.öncül.--------BU ADAM AÇLIK ÇEKİYOR sonuç ---------ÖYLEYSE BEN ONA YARDIM ETMELİYİM”
Şimdi dikkat:
a)Her öncül bir önermedir ama her önerme öncül değildir. Peki önerme nedir? Önerme, “bildiri kipinde bir cümle ile dile gelen, doğru ya da yanlış bir sav veya yargı”(Prof.Dr.Cemal Yıldırım, Mantık, doğru düşünme yöntemi, sayfa.16). Prof.Dr.Doğan Özlem ise Mantık adlı eserinde önermeyi tanımladıktan sonra şöyle diyor: “İddia ve yargı bildiren cümle türü haber (bildiri) cümlesi olarak anılır ki, mantıkta bu cümle türüne karşılık olan şey önermedir”.(Sayfa.110) Şimdi soruyorum: “BÜTÜN AÇLIK ÇEKENLERE YARDIM EDİLMELİDİR” nasıl bir cümle türüdür? Benim yanıtım şöyle; bu cümle, bir haber (bildiri) cümlesi değildir; bir dilek, temennidir. Dolayısıyla “BÜTÜN AÇLIK ÇEKENLERE YARDIM EDİLMELİDİR”, “HERKES AÇLIK ÇEKENLERE YARDIM EDER” anlamına gelmez. Yani bu cümle tümel bir önerme anlamı vermez, ama tümel anlamı verir gibi görünüyor.Bu sadece bir öneridir; üstelik bir doğruluk değeri de yoktur. Kısacası “BÜTÜN AÇLIK ÇEKENLERE YARDIM EDİLMELİDİR”, birileri açlık çekenlere yardım edebilir, kimileri de etmeyebilir anlamına gelir. Sonuç; dilekler, emirler, sorular önerme cümlesi oluşturmaz. b)Sorunun sonucunda (sonurgu) yer alan “BEN” terimi öncüllerde yoktur. Zira, BEN terimi, “BÜTÜN AÇLIK ÇEKENLERE YARDIM EDİLMELİDİR” cümlesinde yer aldığı belli değildir. O halde kıyas kuralları gereği, “öncüllerde bulunmayan sonuçta olamaz” ile de uyuşmuyor.
c)Peki bu soruyu şöyle sorsalardı: “TÜM AÇLIK ÇEKENLERE YARDIM EDERİM BU ADAM AÇLIK ÇEKİYOR ÖYLEYSE BU ADAMA YARDIM EDERİM”
Bu kıyas için birileri çıkıp: “şu hatayı yaptınız” diyebilir miydi? 2007 ÖSS deki 28.no’lu psikoloji sorusunda “alt ben” (libido) diye yazılmış. Bu da yanlış libido, cinsel enerjidir. “Alt ben”in karşılığı, Fransızcada “le ça”, İngilizcede “id” dir. Terimler doğru kullanılmalıdır. Felsefe dersinin sorularının ise zaten Türkçe sorularından neredeyse farkı yok. Asıl meraklandığım ise şudur: Ülkemizdeki sınavlar bir gün Fransa’daki bakaloryadaki gibi ucu açık olsaydı: ----Ben neyim sorusunun tam kesin bir yanıtı var mıdır? ----Verip karşılığını beklemek her değiş-tokuşun ilkesi midir? ----Karşılıklı ilişkiler, barışın ilerlemesinde rol oynuyor mu? ----Arzu, gerçeklikle yetinebilir mi?
türden sorulara, Prof.Dr.Server Tanilli’nin dediği gibi yanıt verecek kaç öğretim üyesi, kaç parlamenter vardır? Mehmet Arif TUNGUL Final Dergisi Dershanesi Felsefe Öğretmeni Küçükçekmece şubesi Müdürü
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|